Hoşçakal
Bilmezdim bir gülüşün içimi güneş gibi ısıtacağını,
Bir bakışın kalbimi böylesine etkileyeceğini,
İnanmazdım sesiyle yüzümü gülümseten biri olacağına,
Varlığı huzur veren birinin geleceğine,
Sesini duymadan uyuyamayacağıma,
Varlığını hissetmeden günümün geçmeyeceğine,
Her geçen gün daha fazla bağlanacağıma,
İnanmazdım, inanmazdım.
Demek aşk böyle bir şeymiş diye şaşıracağıma,
Her fırsatta adını duama karıştıracağıma,
Hayallerin böylesine güzel hissettireceğine,
İnanmazdım, inanmazdım...
Kaderin seni ömrüme yazacağına,
Ne olursa olsun yanımda kalacağına,
Sevdiğim kadar sevileceğime,
İnanmıştım, inanmıştım.
Bir rüya gibi biteceğine,
Alıştığım her şeyin kabusa dönüşeceğine,
Hayallerimizin canımı acıtacağına,
İnanmazdım, inanmazdım.
Sevmiştik biliyorum;
Ne oldu da ayrı düştük bilemiyorum...
Sevgi her şeyin üstesinden gelmiyormuş,
Tek başına aşk ayakta duramıyormus...
Helal olsun hakkım, değerdi seni tanımaya her şeye rağmen.
Pişmanlıklar var içimde, keşke olmasa dedirten.
Seni severken böylesine, sessizce yanında kalamam;
Hoşçakal bambaşka gülenim hoşçakal.
Bambaşkam
Ben hiç bencil biri olamadım. Bir kız olmak her şeyi karşı taraftan beklemek anlamına gelmiyor benim için. Mutluysam, seviliyor ve ilgi görüyorsam, üstelik bunu bir beklenti içinde olmadan yapıyorsa sevdiğim adam, bende O adam için elimden geleni yaparım. Ne şanslıyım ki beni o kadar iyi anlayan, tamamlayan, güvenen, inanan, sahiplenen ve çabalayan bir sevgilim var. O'nun için hep küçük sürprizler yapmıştım ama bu sefer aklımda daha organize ve daha büyük bir sürpriz vardı. Nasıl bir tepki vereceğini, neler söyleyeceğini, neler yaşayacağımızı çok merak ediyordum.
Henüz evlenmek gibi bir planımız yok ama bu konuda neler düşündüğümüzü çok fazla da konuşmadık. Hazırladığım sürpriz aslında bir prova olacaktı. Belki korkacak, belki heyecandan kalbi durmadan çarpacak, belki kızacak, belki çok mutlu olacak bilemiyordum.
...

Çay bahçesine gittiğimde manzarayı izlerken yakaladım onu. Sessizce yaklaşıp gözlerini kapattım.
-Gözlerimi kapadın fakat kokun eleveriyor seni hayatım.
Sarıldık birbirimize. Birer çay söyleyip beraber manzarayı izlemeye koyulduk. Havadan sudan konuşup muhabbet ettikten sonra ben yavaştan plana koyuldum.
+Bugün için bazı planlarım var. Bi işin yok dimi?
-Hayır seninleyim bugün. Neler planladın sen yine bakalım?
+Karıştırma orasını gel hadi benimle.
-Dediğin gibi olsun hadi...
İlk olarak bir markete gidecektik. Ne kadar zeki biri olsa da bunların hiçbiri aklının ucundan geçmeyecekti biliyordum.
+Kap şuradan bir araba düş peşime.
-İyi misin sen ne yapacağız burada?
+İyiyim iyiyim, Hadi düş önüme.
-Aklından ne geçiyor bilemiyorum hiç.
+Hiç mi alışveriş yapmadın sen eve?
-Pek sevmem ben öyle annem halleder genelde.
+Öğreneceksin o halde şimdi.
-Ben pek anlamam dedim ya.
+Düşün ki çalışıyorsun, Alışveriş yapma zamanımız gelmiş. Bende hastayım. Sana liste yapamamışım Senin alman gerekiyor her şeyi. Buyur bakalım işe koyul.
-Sen ciddisin ama?

Araba dolduğunda beklediğim soruyu sormasını bekledim.
-İyi güzel aldık bunları ama bende bu kadar para yok söyleyeyim. Hem nereye götüreceğiz bunları?
+Kim dedi para ödeyeceğimiz?
-Niye aldık ki o zaman.
+Sen öğren diye. alış var veriş yok tamam mı?
-Bunlar ne olacak?
+Sanırım kaçmamız gerekiyor. bu kısmı düşünmemişim
-Seni şapşal gel hadi benimle.
Kuytu bir yere arabayı bırakıp dışarı çıkmıştık. AVM'dekiler biraz kızacaktı ama olsun. Daha sonra onları gerçekten almaya gelecektik zaten.
+Henüz yeni başladık ama kalbim deli gibi çarpıyor. Çok heyecanlıydı.
-Delisin sen. Nereden aklına geliyor bunlar bilmiyorum hiç.
+Takip et beni hadi çok işimiz var.
Bir emlakçıya doğru yöneldik.
-Hayır olamaz, düşündüğüm şeyi yapmayacağız değil mi?
+Tamda düşündüğün şeyi yapacağız.
Hayırlı işler dileyip içeri girdik. Yakında evlenecek olduğumuzu ve ellerindeki evleri görmek istediğimizi söyledim. Yüzü kıpkırmızı olmuştu.
*Aklınızda nasıl bir yer var?
+Manzarası güzel, mutfağı büyük 3+1 kiralık bir ev olsa fena olmaz.
-Balkonu da büyük olsun.
+O neden ki?
-Orasına da sen karışma.

-Sen çok fenasın var ya. Nereden aklına geldi böyle şeyler.
+Bakıyorum benden çok hevesli çıktınız beyfendi.
-Değişik bir his böyle tarif edemiyorum.
+Peki o halde devam edelim.
-Şimdi nereye?
+Ne çok konuşuyorsun sen bakalım. Az sabret.
Ev eşyası bakmak için uygun bir yer arıyordum. Ben durdurup kendine doğru çevirdi ve durduk yere sarıldı bana.
-Seni çok seviyorum biliyorsun değil mi?
+Evet, hatta benimde seni çok sevdiğimi biliyorsun.
-Bilmekten öte hissettiriyorsun.
+Sen aynısını yapmıyorsun sanki. Aaa bak buldum gel hadi.

-Aslında köşe takımı o salondaki düz kısma çok iyi olurdu. Karşısına da geniş bir televizyon. Işık vurma sorunu da olmazdı.
+Evet olabilirdi ama yemek masası koymaya yer kalmazdı.
-Bak onu düşünemedim.
+Ben düşünürüm merak etme sen. Haydi devam edelim.
Sırada en çok heyecanlandığım bölüme gelmiştik. Annem duysa keserdi beni ama haberi olmayacaktı. Yine yakında evleneceğimizi söyleyerek gelinlik ve damatlık bakmak için bir yere geldik. Çok fazla çeşit vardı. Önce ben gelinlikleri denemeye başladım ve fikirlerini aldım. Hepsine evet bu diyordu. Hepsinde çok güzel oldun deyip durdu. Sanırım bi anne fikrine burada gerçekten ihtiyaç vardı. İçime en çok sinende karar kılıp damatlığa bakmaya başladık. En az benim kadar giydirip çıkarttıracaktım O'na da. Burada da daha sonra tekrar geleceğimizi söyleyerek çıkmıştık.
Bugüne ait onlarca fotoğraf vardı ama ikimizden başka kimsenin görmemesi gerekiyordu. Yorgunluktan ölüyorduk.
-İki dakika beklesene beni
+Nereye gidiyorsun?
-Hemen geleceğim.
Elleri arkada geri dönmüştü. Bir demet papatyayı çıkarttığında gözlerim kocaman olmuştu.
-Bu güzel gün için teşekkür maksatlı.
+Çok teşekkür ederim bir tanem.
O kadar çok gülmüştük ki yanaklarım ağrıyordu artık. Bazen O'nunla karşılacak kadar ne iyilik yaptım da Allah beni O'nunla karşılaştırdı diye merak ediyorum. Şükredip gülümsemeye devam ediyorum. Mutluluk, mutlu edebildiğin kadar seninle oluyor. Ve biz bunu çok iyi başarıyorduk. O benim huzurum, mutluluğum ve bambaşkam...
+Evet olabilirdi ama yemek masası koymaya yer kalmazdı.
-Bak onu düşünemedim.
+Ben düşünürüm merak etme sen. Haydi devam edelim.

Bugüne ait onlarca fotoğraf vardı ama ikimizden başka kimsenin görmemesi gerekiyordu. Yorgunluktan ölüyorduk.

+Nereye gidiyorsun?
-Hemen geleceğim.
Elleri arkada geri dönmüştü. Bir demet papatyayı çıkarttığında gözlerim kocaman olmuştu.
-Bu güzel gün için teşekkür maksatlı.
+Çok teşekkür ederim bir tanem.
O kadar çok gülmüştük ki yanaklarım ağrıyordu artık. Bazen O'nunla karşılacak kadar ne iyilik yaptım da Allah beni O'nunla karşılaştırdı diye merak ediyorum. Şükredip gülümsemeye devam ediyorum. Mutluluk, mutlu edebildiğin kadar seninle oluyor. Ve biz bunu çok iyi başarıyorduk. O benim huzurum, mutluluğum ve bambaşkam...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
1 Yorum: